Mastercard geçtiğimiz günlerde, biyometrik güvenlik olarak dahili parmak izi tanıma sistemine sahip bir güvenlik ile yeni bir kart versiyonunu duyurdu. Sadece İngiltere’deki dolandırıcılık yaklaşık 1 milyar Sterlin düzeyinde olduğu için bu durumun çözülmesine yardımcı olabilecek bu yenilik, kart sektörü için önemli bir gelişmedir. Ancak sorunu çözmenin doğru yolu bu mudur?

Hem bankalar hem de müşteriler kart dolandırıcılığını önlemek istemektedirler. Kartların sahtekarlıkla kullanımı günümüzde çoğu banka için kayıplara sebep olmaktadır. Müşterinin kaybolan parası geri ödendiği zaman bile bu geri ödemeleri yönetmek çok fazla sıkıntıya sebep olmaktadır çünkü bankalar orijinal ve sahte olanları anlayabilmek için tüm satın ama işlemlerini incelemeye vakit harcamak zorundadır.

Mastercard’ın test ettiği gibi, parmak izi tanıma özelliğinin kart içine yerleştirilmesi aslında önemli bir sorunu çözmektedir. Perakendecilerin biyometrik güvenlik sistemlerine ihtiyaçları olduğu takdirde, parmak izi okuyucularını mümkün olan her yere götürmek biraz zaman alabilir. Ancak bunu kartın içine yerleştirmek geçici bir çözüm olarak görülebilir.

Japonya ve Brezilya gibi pazarlarda kullanılan bankamatiklere (ATM) bir bakın. Müşterilerin el izleri gibi biyometrik ayrıntıları kaydedilerek hesaplarına ulaşmaları ve herhangi bir kart olmadan para çekebilmeleri sağlandı. Banka bir müşteriyi biyometrik olarak tanıyabiliyor ise neden bir karta ihtiyacınız var?

Apple Pay gibi hizmetler ödeme yapabilmek için cep telefonlarının kullanımını yaygınlaştırdı. Modern akıllı telefonlar (iPhone 6’dan itibaren) temassız bir kart gibi kullanılabilen bir çip ile donatılmıştır ve satın alma işlemi yapmak için sadece telefonunuza bir kayıt yaptırmanız yeterlidir.

Perakendeciler, bankalar ve müşteriler için olası en iyi gelecek, yalnızca biyometrik bir denemeye izin vererek ödemelerin kolayca yapılabildiği zaman olacak gibi görünüyor. Yaşanabilecek tek zorluk, perakende sistemlerini kartsız bir ortamı destekleyecek şekilde değiştirecek olmasıdır. Perakendecinin tüm olası ödeme hesaplarınızın bir listesine sahip olması gerekir. Böylece elinizi veya gözünüzü taramak “Hangi hesabı kullanmak istersiniz?” seçeneğini sunar. Tabi bu durum perakendecinin de tarama donanımına ihtiyacı olacağını göstermektedir.

Mastercard’ın bu fikri, kartların olmadığı bir geleceğe doğru en iyi adım olabilir. 90’lı yıllardan beri Avrupa’da kullanılan bir çip ve pin kart güvenlik sistemini ABD sadece iki yıl önce kullanmaya başladı. Bu durum, standartları global olarak uyumlu hale getirmenin zaman alacağının bir göstergesidir. Diğer pazarlarda gerekli olsaydı, İngiltere’nin kartları kaldırması mümkün olmazdı fakat parmak izi sistemi, biyometrik güvenliğin müşterilerin geleceği olduğunu gösteriyor.

Biyometrik güvenlik kart dolandırıcılığını gerçekten önleyecek mi? Herhangi bir öneriniz varsa, buraya bir yorum bırakabilir veya benimle LinkedIn üzerinden iletişime geçebilirsiniz.